Kayıtlar

apollon etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Hermes Efsaneleri: Apollon'un İnekleri

Resim
🔺Hermes doğar doğmaz ilk kitarayı yaptıktan sonra, öğleye doğru karnı acıkır. Her yeni doğan çocuk gibi yaygarayı basıp ağlayacak yerde, yiyeceğini kendi aramaya koyulur. Akşama doğru Pieria'da Apollon'un hayvanlarını otlattığı yere varır. Oradan 50 inek çalar. Hırsızlığı belli olup da peşine düşmesinler diye, ineklerin nallarını söküp ters çakar. Kendisi de ağaç dallarından ördüğü sandalları giyerek gerisin geri yürür. Yolda rastladığı bir ihtiyara onu gördüğünü söylediği takdirde, başına gelecekleri hatırlatır. Sonunda, ay doğarken, ineklerle birlikte Alpheios ırmağına varır. İneklere su içirdikten sonra bir mağaraya kapatır. En semizlerinden ikisini kesip 12 eşit parçaya ayırır. Kızartıp 12 Büyük tanrıya sunar. Kızarmış etin hoş kokusu ağzının suyunu akıtmasına karşın nefsine hakim olmayı başarır. Hayvanların derisini bir kayaya asar, geri kalan etleri bırakır, kelle ve bacakları yakar. Ateşi söndürür, sandalları Apheios'un sularına atar ve eve dönmeye karar verir. ...

Artemis Efsaneleri: Actaeon

Resim
Nerede vahşi geyikler geziniyor ve insan eli değmemiş uçsuz bucaksız ormanlar uzanıyorsa, orada Artemis yorulmak nedir bilmeden av peşinde koşardı. Alevlerle kaplı güneş arabasının ilk ışığı tepelerin üzerine düşer düşmez, kısa tuniğini kuşanır ve altın yayını kaptığı gibi o günün avı için perileriyle birlikte yola çıkardı. Kovalamacanın yorgunluğuyla öğle vakti dağ pınarlarının şırıl şırıl aktığı ve yaprakların bir perde gibi etrafını sardığı tenha bir köşe arardı. Bir gün bakireleriyle birlikte serin suların tadını çıkarıyorken, ağaçların arasından gelen bir çıtırtı işittiler. Sesin geldiği yöne baktıklarında kendilerini izleyen genç bir avcı farkettiler. Bu, şafaktan beri geyiği bir başına takip eden Actaeon ’du. Akarsuya yaklaştıkça cıvıl cıvıl genç kız gülüşmelerini işitmiş ve meraka kapılmıştı. Neşe dolu gülüşlerin kaynağını öğrenmek için görüşünü engelleyen dalları iki yana ayırdı. Artemis ve perilerini fark ettiğinde büyük bir dehşete kapıldı; ancak çalılar arasında gözd...

Artemis Efsaneleri: Niobe

Resim
Apollon ve Artemis’in çocukluğu boyunca tanrıça Leto, Delos Adası’nda mutlu  bir yaşam sürdü. Çocukları büyüdükçe, Delos sahillerine yolu düşen herkese onların güç ve güzelliğinden bahsetti. Leto’nun çocuklarını duymayan ne bir köy ne de bir mezra kalmıştı. Yunan anneler geceleri çocuklarını uyuturken, denizlerin uzak bir noktasında yer alan, üzerinde çayırlardaki tüm çiçeklerden daha güzel, biri kız biri erkek iki kardeşin yaşadığı bir adanın olağanüstü öykülerini anlatırlardı. "Niobe kalan son evladına kendini siper etmeyi denedi" Leto çocuklarının şöhretiyle gurur duyar ve her yerde övünürdü. Bu iddiasına karşı çıkan annelerin sayısı pek azdı ve bu itirazlarını yüksek sesle de dile getiremezlerdi. Fakat hepsinden daha gözü pek olan biri vardı; açık yüreklilikle tanrıçanın böbürlenmesine gülüyor ve övünebileceği yalnızca iki çocuğu olmasıyla alay ediyordu. Bu, 14 çocuk annesi ve bir Yunan prensesi olan Niobe idi. Çocuklarının yedisi erkek, yedisi kızdı ve her bir...

Olymposlu Büyükler: Artemis (Lat.Diana)

Resim
Zeus'un Leto'dan olma kızıdır. Kardeşi Apollon nasıl güneşle bir tutuluyorsa, Artemis de ay ile bir tutulur. Üçlek bir tanrıçadır: 1) Avcılık ve bakirelikle ilgili efsanelerde yer alan Artemis; 2) Ay tanrıçası Selene; 3) Gecenin karanlık gücüne egemen Hekate. Artemis'i İlyada'da ok, yay, at ve arabayla ilgili olarak görüyoruz. Ne ki bu araçlar sonraki kaynaklarda olduğu gibi av ve avlanma amacıyla değil, insanlara hızlı ve acısız ölüm vermek için kullanılır. Nitekim erkeklerin ani ölümü Apollon eliyle, kadınlarınki ise Artemis eliyle olur. Apollon gümüş yaylı olmasına karşın, bu okçu tanrıça altın yaylıdır. Efesli Artemis dışında, Artemis'i genellikle çevik ve narin bir kız olarak, kısa ve açık bir giysi içinde, sandallarla, ok, yay ve oklukla,bir köpek veya geyik eşliğinde, kimi zaman da Ay'ı simgeleme niteliğine ilişkin olarak meşaleyle tasvir edilmiş görürüz. Bakireliğinin simgesi olarak da başına gebe kalmamış Ay anlamında, bir hilal taşır. ...

Apollon Efsaneleri: Daphne

Resim
Apollon zavallı Clytie'ye karşı sergilediği taş kalpliliğinin cezasını güzeller güzeli orman perisi Daphne'nin aşkına talip olup umduğunu bulamayarak çekti.  Bir gün Apollon ormanda gezinmekteydi, ansızın çiçek toplayan Daphne'ye rastladı. Daphne'nin güzelliği ve zarafeti karşısında öyle büyülendi ki onun aşkını dünyadaki her şeyden daha çok arzuladı . Onu ürkütmemek için hiç kıpırdamadan hafifçe ismini fısıldadı. Sesi duyan peri hızlıca arkasını dönerek ürkek gözleriyle ona baktı. Apollon tekrar hafif bir ses tonuyla konuşup kendisinin ne bir avcı ne de bir çoban olduğnu, bu yüzden korkmasına gerek olmadığını söylerken, Daphne'nin içini korku ve şaşkınlık kapladı. Apollon'un ısrarcılığından ürken Daphne yine de uzak durdu; Apollon daha da ileri gidip yanına yaklaşmayı denediğinde ise ormanın iç kısımlarına doğru koştu. Reddedilmesine öfkelenen tanrı onu takip etti; peri ne kadar hızlı koştuysa da onu kazanmak için her zamankinden daha kararlı olan takip...

Apollon Efsaneleri: Clytie

Resim
Clytie Tasviri Ölümlüler arasında pek çok güzel genç kız vardı; bu kızlar yüce gökyüzünden kendilerine kur yapmak için inen genç tanrı Apollon'un ilgisine karşılık vermeye gönülden razıydılar. Clytie Tasviri Her sabah ateşten atlarının çektiği arabasıyla gökyüzünde bir uçtan diğerine geçerken, bir genç kız iç geçirerek tepesinden süzülen parıltıyı seyre durur, görkemli Apollon'un kendisine bakması için dua ederdi. Bu duaların yanıtsız kaldığı çok enderdi; fakat nadiren de olsa aşkına karşılık bulamayan genç kızlar kara sevdadan eriyip muma dönerdi.  Haşmetli tanrıya tapan fakat aşkının karşılığını alamayan bir genç kız da Clytie idi. Bütün gözyaşı ve iç çekişlerine rağmen bulduğu tek şey soğukluk oldu. Her gün Apollon'u karşılamak için şafak sökmeden uyanır tüm gün, ta ki son gün ışığı tepelerin ardında kaybolana kadar onu izlerdi. Lakin genç tanrı kızın acısına duyarsız kaldı. Clytie üzüntüden öyle sararıp soldu ki, Zeus ışıkları nereyi aydınlatırsa aydı...

Apollon Efsaneleri: Marsias

Resim
Arachne'nin başına gelenler tanrılara şirk koşanlara yeterince ibret olmamış olacak ki Marsias adındaki bir genç kibrine yenik düşerek flüt çalmadaki ustalığıyla böbürlenmekte hatta kendini Apollon ile bir tutmaktaydı. Marsias doğuştan bir müzisyen değildi, bir çoban olarak -bazı kaynaklarda bir satir olarak- dünyaya gelmişti.  Kırsalda bir nehir kenarına oturmuş sürüsünü otlatıyorken  yakınlardan gelen bir müzik sesi duyduğu güne dek ömründe ne bir flüt görmüş ne de sesini duymuştu. Bu müzisyenin kim olduğunu merak etse de onu ürkütmemek için oturup bekledi; hemen ardından akıntı Marsias'ın ömründe hiç görmediği bir şey -bir flüt- getirdi. Hemen sudan çekip aldı fakat müzik kesilmişti; böylece müziğin elinde tuttuğu tuhaf şeyden geldiğini anlamıştı. Flüdü dudaklarına dayadı ve aynı hoş melodi kulaklarını doldurdu. Flüt her insanın kullanabileceği bir şey değildi, bu güzel enstürman bizzat Athena'ya aitti. Tanrıça akarsuyun kenarına gizlenmiş flüt çalmadaki becerisini sın...

Olymposlu Büyükler: Apollon (Lat.Apollo)

Resim
Apollon tanrının asıl doğuş yeri Anadolu kıyıları , yani Lykia ve özellikle Lykia'da tanrının doğduğu kent sayılan Patara'dır, ama sonradan önce adalarda, sonra Yunanistan'da kültü yayılınca bir çok yerler tanrıya beşik olma şerefini elde etmek için efsaneler düzdürmüşlerdir, bunların arasında başta gelen ve en çokda tutulan Delos efsanesi... (Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü 1989,s.51) Leto (Lat. Latona), Zeus'la birleşerek Apollon ve Artemis'i doğurur. Leto gebe kalınca, ya doğacak güçlü tanrıdan ya da amansız Hera'nın hışımından korktukları için, hiçbir ülke kabul etmez onu. Bir sığınak bulmadan oradan oraya sürüklenen Leto'yu sadece Delos adası kabul eder. Fakat bir koşulla: Delos, kıyılarını denizin dövdüğü, kayalık ve kısır bir topraktır. Doğacak tanrının ilk tapınağı burada kurulacaktır ve tanrı, adadan hiçbir şey esirgemeyecektir. Leto, bütün bunların gerçekleşeceğine, Gaia, Uranos, ve Styks adına ant içer. Leto’nun çilesi bununla da bit...