Kayıtlar

mitoloji etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Aphrodite Efsaneleri: Adonis

Resim
🔺Aphrodite’in sonraki gözdesi, yakışıklı ve genç avcı Adonis oldu. Adonis avının peşinden korkusuzca koştururdu, öyle ki tanrıça onun emniyeti için kaygılanırdı. Avcılığı bırakması ve tüm günü onunla geçirmesi için ısrar etti. Adonis, Aphrodite ile geçirdiği zamanı çok sevse de ormanlarda gezinmek de onun için vazgeçilmez bir tutkuydu. Hiçbir ısrar onu avcılıktan vazgeçiremezdi. Bir gün Adonis bir yaban domuzunun peşindeydi. Hayvanın yaralı olduğunu sanarak cesurca yanına yaklaştı, fakat domuz aniden üzerine geldi ve uzun sivri dişlerini genç avcının böğrüne sapladı. Adonis ormanda can çekişirken, Aphrodite o günkü avın trajik sonunu haber aldı ve onu kurtarmak için yanına koşturdu. Yumuşak tenini yırtan ve kanını çiçekler üzerine saçan dikenli çalılara ve canının yanmasına aldırış etmeden olabildiğince hızla ilerliyordu. Adonis’in yanına vardığında artık yapabileceği bir şey kalmamıştı, Adonis kendisini öpüp okşayan Aphrodite’e tepki veremiyordu. Cansız bedenini kolları arasın...

Aphrodite Efsaneleri: Hephaistos, Ares ve Aphrodite

Resim
Aphrodite betimlemesi 🔺 Hera'nın yeryüzünü diğer tüm tanrıçalardan daha çok gözetlediğine şaşmamak gerek, çünkü biliyordu ki ölümlü kızların sahip olduğu güzellik yüce Zeus'u kolayca baştan çıkarak altın tahtından ayrılmasına neden olabilirdi. Dolayısıyla bir gün Olimpos'u çevreleyen beyaz bulutların arasından bakıp dalgalı denizlerin kucağında ancak rüyalarda mümkün olan güzellikte bir varlık gördüğünde sinirlenmekte haklıydı.  🔺 Hera'nın kıskanç bakışlarının hedefindeki kız o kadar güzeldi ki, sıradan insanlar gibi etten kemikten yaratılmış olması mümkün değildi. Hera, gördüğü şeyin kanlı canlı bir varlık olamayacağına öyle inandırmıştı ki kendini, bu yaratık gökkuşağının renklerinin ve denizin ak dumanının kendine oynadığı bir oyun olmalıydı. Okyanusun bağrında şefkatle uyuttuğu bu güzel varlığı batı yeli Zephyrus ağır ağır sahile taşıdı. Gün ışığı al yanaklarına düşüyor, dalgaların üzerinde salınan uzun saçları ise örülmüş altın gibi parıldıyordu. Tepesinde...

Hephaistos Efsaneleri: Akhilleus'a Yardım

Resim
Akhilleus 🔺Troya savaşı sırasında, çok kanlı bir çarpışmada, Troyalıların önderi Hektor, Akhilleus'un en sevdiği arkadaşı Patroklos'u öldürür. Yunanlı önder Agamennon'a kızgın olan Akhilleus, savaştan çekilmiş ve silahlarını ve zırhını Patroklos'a vermiştir. Patroklos'u öldürdükten sonra, silahlarını ve zırhını soyar ve zafer işareti olarak kendisi giyinir. Akhilleus, arkadaşının öcünü almak için bile savaşa giremez, çünkü silahsızdır. Bunun üzerine annesi Thetis, ateş tanrısı Hephaistos'a gider ve şöyle der: İşte dizlerine sarılıyorum, yalvarıyorum sana şimdi kısa ömürlü oğluma bir kalkan, bir tolga ver, bir zırh yap ona, iyi uyan topukluklar, güzel dizlikler. Troyalılar elinde can veren dostu hepsinden etti onu Oğlum da şimdi yere serilmiş kıvranıyor tas içinde.  🔺Hephaistos, kendisini kurtarıp büyüten gümüş ayaklı tanrıça Thetis için elinden geleni esirgemez. Dört yanı işli büyük bir kalkan yapar önce; sonra ateşin ışıltısından daha parlak bir ...

Olymposlu Büyükler: Hephaistos (Lat. Vulcanus)

Resim
🔺 Ateş tanrısı Hephaistos, Homeros'a göre Zeus ile Hera'nın oğludur. Hesiodos, onun sadece Hera'dan doğduğunu söyler. Zeus'un alnından Athena'yı çıkarmasına öfkelenen Hera, hiç kimseyle birlikte olmadan, yalnızca hıncının ve öfkesinin bir ürünü olarak, ateş tanrısını doğurmuştur.  🔺 Hephaistos, Troya savaşıyla ilgili bir tartışmada annesinin tarafını tutar. Buna kızan tanrılar kralı, Hephaistos'u bacağından yakaladığı gibi gökten aşağı atar. Hephaistos, tam bir gün yuvarlandıktan sonra, güneş batarken düşer Lemnos adasına. Bu kaza sonunda topal kalır Ateş tanrısı. 🔺 Ayrıca, çirkindir de. A ma topallığına ve çirkinliğine rağmen, üç güzel tanrıçaya kocalık etmiştir. İlyada'da onu, Kharit'lerden Kharis (Zarafet) ile evli olarak görüyoruz. Odysseia'da Aphrodite 'in kocasıdır. Ares ile ilgili bölümde, Aphrodite'in, kocası Hephaistos'u savaş tanrısı Ares ile nasıl aldattığını anlatmıştım. Hesiodos, Kharit'lerin en genci Aglai ...

Mitolojik Takvim: 14 Şubat

Resim
14 Şubat Sevgililer Günü ya da Aziz Valentine Günü 🔺 Bugünün öyküsü rivayete göre, Roma dönemine dayanmaktadır. Roma imparatoru Cladius'un yönetimde olduğu dönemde (MS 268-270) Roma, askeri yapılanmaya büyük önem veriyordu. Claudius her genç delikanlının asker olmaktan başka bir gayesi olamayacağını düşünen sert bir imparatordu. Hatta imparator bu düşüncesini daha da ileriye götürerek askerliğe engel olduğu düşüncesiyle Roma'da gençlerin evlenmesi yasaklanmıştı. Claudius'un hesabına göre aşk olmazsa delikanlıların kafası da karışmaz, her biri orduya daha iyi hizmet verirdi. İmparatorun bu gaddar yaptırımı Roma'da isyanlara yol açıyordu. Claudius'un yasakları sadece evliliğe ilişkin değildi. İmparator halka Hıristiyan misyonerlerden uzak durmalarını emretmiş ve oniki Roma tanrısından başka bir tanrıyı benimsememelerini şart koşmuştu. Ne var ki Valentine adındaki bir aziz, imparatorun yasaklamalarına rağmen halkın arasına karışıyor ve onlara Hıristiyanlığı anlatı...

Mitolojik Takvimde Bu Ay: Şubat

Resim
🔺 Şubat-Februarius-Gamelion/Anthesterion 🔺 Şubat/ Februarius adını, Latince temizlenmek arınmak anlamındaki " februare "den almıştır. Bu aya kısalığı sebebiyle "Kısa Kuyruklu Ay" ve havaların kararsız olmasından dolayı "Sarhoş Ay" da denmektedir. Yılın diğer aylarından farklı olarak 28, dört yılda bir de 29 gelen Şubat'ın bu durumu bir söylence ile açıklanmaktadır. Buna göre; Ocak, Şubat ve Mart birlikte içmek üzere şaraplarını tek bir küpün içerisine koymuşlar. Şarabını küpe ilk koyan Şubat olmuş ve küpün altındaki şarap kendisinin olduğundan bir kurnazlık yaparak küpün altını delmiş ve kendi payını gizlice içmiş. Şubat'ın hilesini farkeden Ocak ve Mart ondan birer gün almak şartıyla bu kurnazlığın acısını çıkartmışlar. Bundan dolayı da Şubat ayı 28 gün kalmış.  🔺  Şubat'ın 29 gün geldiği yıllara "artık yıl" denir ve bu yıllarda yapılan işlerin (evlilik, tohum ekimi vb.) rast gitmeyeceğine inanılır. 🔺 Şubat ayı Ro...

Hermes Efsaneleri: Apollon'un İnekleri

Resim
🔺Hermes doğar doğmaz ilk kitarayı yaptıktan sonra, öğleye doğru karnı acıkır. Her yeni doğan çocuk gibi yaygarayı basıp ağlayacak yerde, yiyeceğini kendi aramaya koyulur. Akşama doğru Pieria'da Apollon'un hayvanlarını otlattığı yere varır. Oradan 50 inek çalar. Hırsızlığı belli olup da peşine düşmesinler diye, ineklerin nallarını söküp ters çakar. Kendisi de ağaç dallarından ördüğü sandalları giyerek gerisin geri yürür. Yolda rastladığı bir ihtiyara onu gördüğünü söylediği takdirde, başına gelecekleri hatırlatır. Sonunda, ay doğarken, ineklerle birlikte Alpheios ırmağına varır. İneklere su içirdikten sonra bir mağaraya kapatır. En semizlerinden ikisini kesip 12 eşit parçaya ayırır. Kızartıp 12 Büyük tanrıya sunar. Kızarmış etin hoş kokusu ağzının suyunu akıtmasına karşın nefsine hakim olmayı başarır. Hayvanların derisini bir kayaya asar, geri kalan etleri bırakır, kelle ve bacakları yakar. Ateşi söndürür, sandalları Apheios'un sularına atar ve eve dönmeye karar verir. ...

Olymposlu Büyükler: Hermes (Mercirius)

Resim
Kitara 🔺 Hermes, Zeus'un Maia'dan olma oğludur. Arkadia'da Kyllene Dağı'ndaki bir mağarada dünyaya gelir.  Doğar doğmaz da inanılmayacak bir olgunluk ve gelişme gösterir. Daha doğduğu günün sabahı beşiğinden kendi kendine kalkarak mağaranın dışına çıkar. Gözüne bir kaplumbağa ilişir ve hemen aklına bir şeytanlık gelir: Bir bıçakla hayvanın kabuğunu boşaltır, koyun bağırsağından yapılma 7 tel gerer. Böylece ilk kitara yı yaptıktan sonra güzel güzel çalmaya başlar. 🔺 Hermes'in ilk niteliği, çobanların ve hayvan bereketliliğinin tanrısı olmasıdır. Bu niteliğini anımsatan görünümü, Hermes Kriophoros 'tur. (Koç taşıyan Hermes) 🔺Hermes, Homeros destanlarında, tanrının habercisidir. Babası Zeus'un güvenilir elçisidir. Ölülerin ruhlarını Hades'e götüren de odur. Bu görevi nedeniyle adı Psykhopompos 'tur, yani "Ruhlar Klavuzu" 🔺Bir yerden bir yere haber götürerek hızla yer değiştirmesi nedeniyle yolların tanrısı, yolcuların piri o...

Ares Efsaneleri: Roma'nın Kuruluşu

Resim
Savaş konusunda çok tutkulu olsa da, tüm ölümsüzler gibi Ares de aşka tutkundu; yalnızca altın saçlı Aphrodite’nin değil , aynı zamanda Hestia bakirelerinden Rhea Silvia ’nın da sadık sevgilisiydi.  Kendini tanrıça Hestia’ya adayan bu genç kız tapınaktaki görevini tamama erdirene dek hiçbir aşk sözcüğüne kulak vermedi; kutsal yeminlerini bozmanın cezası diri diri gömülmekti. Fakat Ares ısrarcıydı ve nihayet Rhea Silvia teslim oldu. Evliliğini gizli tuttu ve ikiz oğulları Romulus ile Remus ’un doğumuna dek tapınakta yaşamaya devam etti. Ailesi, kızlarının Hestia’nın sunağında yanan ateş huzurunda verdiği kutsal sözü bozduğunu öğrenince bu suçun gerektirdiği cezayı çekmesini talep etti. Böylece gecenin bir vakti genç kızı alıp tapınaktaki bir yeraltı mahzenine götürdüler ve böylesi trajik durumlar için hazırlanmış bir duvara hapsettiler. Çocukları gayrimeşru bellendiğinden vahşi hayvanlara yem olmaları için ormana terk edildiler. Fakat Romulus ile Remus ölmediler; b...

Artemis Efsaneleri: Endymion

Resim
Artemis yalnızca nam salmış bir avcı değil, aynı zamanda ay tanrıçasıydı. Gündüz vakti perileri ile ormanlarda dolaşır, geceleri ise parlak ay arabasıyla yıldızlarla kaplı gökyüzünü bir baştan diğerine kateder ve hafif ışığıyla aydınlanan yerler haricinde karanlıkta uyuyan dünyaya bakardı.  Apollon yorgun atlarını batı kapılarından içeri sürer sürmez ve alacakaranlık tepelerin üzerinde ilerlemeye başlar başlamaz, Artemis sütbeyaz atların çektiği gümüş arabasına çıkar ve gece boyu sürecek seferine başlardı. Her gece bu yolculuğu yapıyor olsa da, Artemis bu seferden bıkmaz usanmazdı, saatler geçtikçe gözleri önünde açılan, derin uykudaki dünyaya olan hayranlığı ise hiç azalmazdı. Bir akşam sessizce manzarayı seyrederken, ay ışığıyla aydınlanan otlarla kaplı bir tepede yüzünü gökyüzüne çevirmiş uzanan bir çoban gördü. Artemis şıpsevdi değilse de, uyurken gördüğü  Endymion'un güzelliğine hayran kaldı ve içini kaplayan tuhaf bir histen dolayı onun yanında olmayı arzu etti. B...

Mitolojik Takvimde Bu Ay: Aralık

Resim
🔺 Aralık-December-Maimakterion/Poseidon Eski Roma takviminde onuncu ay olan Aralık, adını Latince on anlamına gelen decem kelimesinden almaktadır. Bu ay evlerdeki ocağın, ailenin ve düzenin temsilcisi olan tanrıça Vesta 'ya adanmıştır. Vesta iffetin yüceltilmiş sembolüdür.   🔼Söylenceye göre bir gece tanrıça Vesta uykudayken, bereket tanrısı Priapos ona tecavüz etmeye kalkışmış ancak o sırada bu olaya şahit olan bir eşek var gücüyle anırarak hem tanrıçayı hem de etraftaki herkesi uyandırmış, böylece Priapos'un amacına ulaşmasını engellemiştir. Bundandır ki eşek, Vesta'nın kutsal hayvanı kabul edilmiş ve tanrıçanın onurlandırıldığı günlerde çiçeklerle süslenmiş eşekler özgür kılınmıştır. 

Artemis Efsaneleri: Orion

Resim
Tüm gün sadık köpeği Sirius ile ormanlarda gezinen Orion da en az Artemis kadar coşkulu bir avcı ydı. Bir sabah ormanda bir geyiği hevesle takip ediyordu, ansızın şafak vaktinde başladıkları uzun ve zorlu avın ardından dinlenmekte olan Artemis’in perileri Yedi Kız Kardeş’e (Ülker ya da Pleiadlar olarak da bilinirler) rastladı. Güzelliklerine hayran kalan Orion yanlarına yaklaşınca, periler onlara uzanan kollarından korkarak ürkerek ormanın derinliklerine doğru koşuşturdular. Actaeon’un başına gelenleri hatırlamanın bir caydıramadığı avcı uçan perileri takip etti. Tüm hızlarına rağmen avcının kendilerine yaklaştığını gören periler Artemis’ten yardım istediler; derhal yedi beyaz güvercine dönüştürüldüler ve Orion’un şaşkın bakışları arasında göğe yükseldiler. Daha sonra yedi parlak yıldıza dönüşüp sonsuza dek yerleştikleri gökyüzünde bir yıldız kümesi haline geldiler. Düşüncesiz arzuları nedeniyle başına herhangi bir felaket gelmeyen Orion şafak vaktinden günün son ışıklarına k...

Olymposlu Büyükler: Artemis (Lat.Diana)

Resim
Zeus'un Leto'dan olma kızıdır. Kardeşi Apollon nasıl güneşle bir tutuluyorsa, Artemis de ay ile bir tutulur. Üçlek bir tanrıçadır: 1) Avcılık ve bakirelikle ilgili efsanelerde yer alan Artemis; 2) Ay tanrıçası Selene; 3) Gecenin karanlık gücüne egemen Hekate. Artemis'i İlyada'da ok, yay, at ve arabayla ilgili olarak görüyoruz. Ne ki bu araçlar sonraki kaynaklarda olduğu gibi av ve avlanma amacıyla değil, insanlara hızlı ve acısız ölüm vermek için kullanılır. Nitekim erkeklerin ani ölümü Apollon eliyle, kadınlarınki ise Artemis eliyle olur. Apollon gümüş yaylı olmasına karşın, bu okçu tanrıça altın yaylıdır. Efesli Artemis dışında, Artemis'i genellikle çevik ve narin bir kız olarak, kısa ve açık bir giysi içinde, sandallarla, ok, yay ve oklukla,bir köpek veya geyik eşliğinde, kimi zaman da Ay'ı simgeleme niteliğine ilişkin olarak meşaleyle tasvir edilmiş görürüz. Bakireliğinin simgesi olarak da başına gebe kalmamış Ay anlamında, bir hilal taşır. ...

Apollon Efsaneleri: Clytie

Resim
Clytie Tasviri Ölümlüler arasında pek çok güzel genç kız vardı; bu kızlar yüce gökyüzünden kendilerine kur yapmak için inen genç tanrı Apollon'un ilgisine karşılık vermeye gönülden razıydılar. Clytie Tasviri Her sabah ateşten atlarının çektiği arabasıyla gökyüzünde bir uçtan diğerine geçerken, bir genç kız iç geçirerek tepesinden süzülen parıltıyı seyre durur, görkemli Apollon'un kendisine bakması için dua ederdi. Bu duaların yanıtsız kaldığı çok enderdi; fakat nadiren de olsa aşkına karşılık bulamayan genç kızlar kara sevdadan eriyip muma dönerdi.  Haşmetli tanrıya tapan fakat aşkının karşılığını alamayan bir genç kız da Clytie idi. Bütün gözyaşı ve iç çekişlerine rağmen bulduğu tek şey soğukluk oldu. Her gün Apollon'u karşılamak için şafak sökmeden uyanır tüm gün, ta ki son gün ışığı tepelerin ardında kaybolana kadar onu izlerdi. Lakin genç tanrı kızın acısına duyarsız kaldı. Clytie üzüntüden öyle sararıp soldu ki, Zeus ışıkları nereyi aydınlatırsa aydı...

Apollon Efsaneleri: Marsias

Resim
Arachne'nin başına gelenler tanrılara şirk koşanlara yeterince ibret olmamış olacak ki Marsias adındaki bir genç kibrine yenik düşerek flüt çalmadaki ustalığıyla böbürlenmekte hatta kendini Apollon ile bir tutmaktaydı. Marsias doğuştan bir müzisyen değildi, bir çoban olarak -bazı kaynaklarda bir satir olarak- dünyaya gelmişti.  Kırsalda bir nehir kenarına oturmuş sürüsünü otlatıyorken  yakınlardan gelen bir müzik sesi duyduğu güne dek ömründe ne bir flüt görmüş ne de sesini duymuştu. Bu müzisyenin kim olduğunu merak etse de onu ürkütmemek için oturup bekledi; hemen ardından akıntı Marsias'ın ömründe hiç görmediği bir şey -bir flüt- getirdi. Hemen sudan çekip aldı fakat müzik kesilmişti; böylece müziğin elinde tuttuğu tuhaf şeyden geldiğini anlamıştı. Flüdü dudaklarına dayadı ve aynı hoş melodi kulaklarını doldurdu. Flüt her insanın kullanabileceği bir şey değildi, bu güzel enstürman bizzat Athena'ya aitti. Tanrıça akarsuyun kenarına gizlenmiş flüt çalmadaki becerisini sın...

Olymposlu Büyükler: Apollon (Lat.Apollo)

Resim
Apollon tanrının asıl doğuş yeri Anadolu kıyıları , yani Lykia ve özellikle Lykia'da tanrının doğduğu kent sayılan Patara'dır, ama sonradan önce adalarda, sonra Yunanistan'da kültü yayılınca bir çok yerler tanrıya beşik olma şerefini elde etmek için efsaneler düzdürmüşlerdir, bunların arasında başta gelen ve en çokda tutulan Delos efsanesi... (Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü 1989,s.51) Leto (Lat. Latona), Zeus'la birleşerek Apollon ve Artemis'i doğurur. Leto gebe kalınca, ya doğacak güçlü tanrıdan ya da amansız Hera'nın hışımından korktukları için, hiçbir ülke kabul etmez onu. Bir sığınak bulmadan oradan oraya sürüklenen Leto'yu sadece Delos adası kabul eder. Fakat bir koşulla: Delos, kıyılarını denizin dövdüğü, kayalık ve kısır bir topraktır. Doğacak tanrının ilk tapınağı burada kurulacaktır ve tanrı, adadan hiçbir şey esirgemeyecektir. Leto, bütün bunların gerçekleşeceğine, Gaia, Uranos, ve Styks adına ant içer. Leto’nun çilesi bununla da bit...

Athena Efsaneleri: Arachne

Resim
Dokumadaki becerisiyle övünen Arachne adlı bir genç kız yaşardı dünyada, dünyanın hiçbir yerinde dengi olmadığıyla böbürlenirdi. Birileri ne zaman onunla konuşsa, her vakit yalnız bu becerisinden söz ederdi. Ne zaman ki bir yabancı dinlenmek üzere kapısının önünde dursa hemen ona dokumalarını gösterir ve seyahati boyunca daha iyisine rastlayıp rastlamadığını sorardı. Çok geçmeden kendisini bu söylediklerine o kadar inandırdı ki kendini tanrıça Athena ile mukayese etmek gafletine düştü. Bu gözü karalığı karşısında ürken ve bunların Athena'nın kulağına gitmesinden endişelenen dostları kibrine kapılmaması için ona yalvardı. Fakat Arachne gözünü daha da karartıp tanrıçaya meydan okumaktan çekinmeyeceğini açıkça dile getirdi. Bu sözleri Apollon'un kuzgunu işitti ve derhalduyup gördüklerini anlatmak için Olympos'a uçtu.  Athena Arachne'nın kibrinden haberdardi ancak umursamaya tenezzül etmemişti. Lakin ölümlü bir kızın tanrıçadan üstün olduğunu iddia ettiğini duyunca onu ...

Olymposlu Büyükler: Athena (Lat.Minerva)

Resim
Athena'nın doğuşu Metis, Zeus'un ilk karısıdır. Çakır gözlü bu tanrıçayı Zeus, Athena'yı doğuracağı sırada yutmuştur; çünkü Gaia ile Uranos, Metis'ten doğacak erkek çocuğun babasını tahttan indireceğini bildirmişlerdir. Zeus bir gün yanına Hephaistos'u çağırır ve geçmek bilmeyen baş ağrısına bir çözüm olarak, Hephaistos'un baltasıyla başına vurmasını emreder. Hephaistos vurduğu anda kuvvetli ışıklar ara sından altın gibi parlayan zırhlara bürünmüş Athena doğar.   Zeus'un çocukları arasında en çok Athena'yı sevdiği söylenir. Bu nedenle, kalkanını ve yakıcı şimşeğini yalnız onun taşımasına izin verirmiş.  Athena, doğru, haklı savaşın tanrıçasıdır. Onun için kullanılan Pallas sıfatının kökeni pek açık değildir. Yunanca "pallo" kargı sallamak,atmak kökünden gelebileceği gibi, bakire anlamına gelen bir kökle de ilişkili olabilir. Bir gün tanrılar yeryüzündeki kentleri aralarında paylaşmak isterler. Ama Athena ile Poseidon arasında anlaşmazl...

Zeus'un İlişkileri-Part II

Resim
Boğa kılığındaki Zeus ve Europa 6. Zeus ve Europa Europa, Fenikye krali Agenor’un kızıdır. Bir gün arkadaşlarıyla bilikte deniz kıyısında eğlenirken, güzel ve uysal bir boğa görür. Yaklaşıp okşar boğayı. Hayvanın okşandıkça yere çöktüğünü görünce, üstüne biner ve boynuzlarını çiçeklerle süsler. Oysa bunca güzel ve çekici boğa, hayvan kılığına girmiş Zeus’tan başkası değildir. Nitekim birden doğrulur, sırtında çığlıklar atan avıyla, dalgalara atılır. Büyük bir hızla koşmaya başlar. O koştukça dalgalar iki yana açılıp yol verir. Peşinden deniz tanrıları Nereidler, borularını öttüren Triton’lar ve Poseidon onlara eşlik eder. Sulardan ve çevresinde kaynaşan bu yaratıklardan korkan Europa, düşmemek için bir eliyle boğanın boynuzuna sarılır, öteki eliyle de ıslanmasın diye mor eteğini tutar.  Girit Adası’nda durup sevişirler. Bu birleşmeden Minos ve Rhadamanthys doğar. Kuğukuşu Zeus ve Leda 7. Zeus ve Leda Sparta kralı Tyndareos ‘un karısı Leda’yı, bir gölde yıkanırken, be...