Kayıtlar

Olymposlu Büyükler: Hermes (Mercirius)

Resim
Kitara 🔺 Hermes, Zeus'un Maia'dan olma oğludur. Arkadia'da Kyllene Dağı'ndaki bir mağarada dünyaya gelir.  Doğar doğmaz da inanılmayacak bir olgunluk ve gelişme gösterir. Daha doğduğu günün sabahı beşiğinden kendi kendine kalkarak mağaranın dışına çıkar. Gözüne bir kaplumbağa ilişir ve hemen aklına bir şeytanlık gelir: Bir bıçakla hayvanın kabuğunu boşaltır, koyun bağırsağından yapılma 7 tel gerer. Böylece ilk kitara yı yaptıktan sonra güzel güzel çalmaya başlar. 🔺 Hermes'in ilk niteliği, çobanların ve hayvan bereketliliğinin tanrısı olmasıdır. Bu niteliğini anımsatan görünümü, Hermes Kriophoros 'tur. (Koç taşıyan Hermes) 🔺Hermes, Homeros destanlarında, tanrının habercisidir. Babası Zeus'un güvenilir elçisidir. Ölülerin ruhlarını Hades'e götüren de odur. Bu görevi nedeniyle adı Psykhopompos 'tur, yani "Ruhlar Klavuzu" 🔺Bir yerden bir yere haber götürerek hızla yer değiştirmesi nedeniyle yolların tanrısı, yolcuların piri o...

Ares Efsaneleri: Roma'nın Kuruluşu

Resim
Savaş konusunda çok tutkulu olsa da, tüm ölümsüzler gibi Ares de aşka tutkundu; yalnızca altın saçlı Aphrodite’nin değil , aynı zamanda Hestia bakirelerinden Rhea Silvia ’nın da sadık sevgilisiydi.  Kendini tanrıça Hestia’ya adayan bu genç kız tapınaktaki görevini tamama erdirene dek hiçbir aşk sözcüğüne kulak vermedi; kutsal yeminlerini bozmanın cezası diri diri gömülmekti. Fakat Ares ısrarcıydı ve nihayet Rhea Silvia teslim oldu. Evliliğini gizli tuttu ve ikiz oğulları Romulus ile Remus ’un doğumuna dek tapınakta yaşamaya devam etti. Ailesi, kızlarının Hestia’nın sunağında yanan ateş huzurunda verdiği kutsal sözü bozduğunu öğrenince bu suçun gerektirdiği cezayı çekmesini talep etti. Böylece gecenin bir vakti genç kızı alıp tapınaktaki bir yeraltı mahzenine götürdüler ve böylesi trajik durumlar için hazırlanmış bir duvara hapsettiler. Çocukları gayrimeşru bellendiğinden vahşi hayvanlara yem olmaları için ormana terk edildiler. Fakat Romulus ile Remus ölmediler; b...

Olymposlu Büyükler: Ares (Lat.Mars)

Resim
Athena aklın yönettiği savaşı simgelediği halde, Ares çılgın savaşı, körü körüne çarpışmayı, amaçsız kıyımı simgeler. Zeus Hera’dan olma bu uğursuz oğlunu şöyle niteler İlyada’da: “En iğrendiğim tanrısın sen, Hep hırgür, kavga, savaş işin gücün Ele avuca sığmaz huysuzluğun, biliyorum, Anadan gelme sana, Hera’dan.” Aphrodite, topal ve çirkin kocası Hephaistos’u Ares ile aldatır.   Ares, savaş alanlarında, ölüm saçan varlıkların eşliğinde dolaşıp durur. Yanında kızkardeşi Eris (Kavga), Aphrodite’den olma iki oğlu Deimos (Bozgun) ve Phobos (Korku, Yılgı), savaş ve yıkım tanrıçası Enyo, şiddetli ölüm tanrıçaları Keres’ler ve kargaşanın simgesi Kudoimos bulunur. Homeros’ta “dev cüsseli” diye anlatılır Ares. Başlıca simgesi mızraktır. Arkaik vazolarda sakallı ve tepeden tırnağa silahlı olarak gösterilir. Daha sonraki heykellerde, idealleştirilmiş çıplak bir gençtir. Savaş niteliğinde sadece miğferi kalmıştır. Daha çok oturmuş olarak ve düşünceli düşünceli önüne ...

Artemis Efsaneleri: Endymion

Resim
Artemis yalnızca nam salmış bir avcı değil, aynı zamanda ay tanrıçasıydı. Gündüz vakti perileri ile ormanlarda dolaşır, geceleri ise parlak ay arabasıyla yıldızlarla kaplı gökyüzünü bir baştan diğerine kateder ve hafif ışığıyla aydınlanan yerler haricinde karanlıkta uyuyan dünyaya bakardı.  Apollon yorgun atlarını batı kapılarından içeri sürer sürmez ve alacakaranlık tepelerin üzerinde ilerlemeye başlar başlamaz, Artemis sütbeyaz atların çektiği gümüş arabasına çıkar ve gece boyu sürecek seferine başlardı. Her gece bu yolculuğu yapıyor olsa da, Artemis bu seferden bıkmaz usanmazdı, saatler geçtikçe gözleri önünde açılan, derin uykudaki dünyaya olan hayranlığı ise hiç azalmazdı. Bir akşam sessizce manzarayı seyrederken, ay ışığıyla aydınlanan otlarla kaplı bir tepede yüzünü gökyüzüne çevirmiş uzanan bir çoban gördü. Artemis şıpsevdi değilse de, uyurken gördüğü  Endymion'un güzelliğine hayran kaldı ve içini kaplayan tuhaf bir histen dolayı onun yanında olmayı arzu etti. B...

Mitolojik Takvimde Bu Ay: Aralık

Resim
🔺 Aralık-December-Maimakterion/Poseidon Eski Roma takviminde onuncu ay olan Aralık, adını Latince on anlamına gelen decem kelimesinden almaktadır. Bu ay evlerdeki ocağın, ailenin ve düzenin temsilcisi olan tanrıça Vesta 'ya adanmıştır. Vesta iffetin yüceltilmiş sembolüdür.   🔼Söylenceye göre bir gece tanrıça Vesta uykudayken, bereket tanrısı Priapos ona tecavüz etmeye kalkışmış ancak o sırada bu olaya şahit olan bir eşek var gücüyle anırarak hem tanrıçayı hem de etraftaki herkesi uyandırmış, böylece Priapos'un amacına ulaşmasını engellemiştir. Bundandır ki eşek, Vesta'nın kutsal hayvanı kabul edilmiş ve tanrıçanın onurlandırıldığı günlerde çiçeklerle süslenmiş eşekler özgür kılınmıştır. 

Artemis Efsaneleri: Orion

Resim
Tüm gün sadık köpeği Sirius ile ormanlarda gezinen Orion da en az Artemis kadar coşkulu bir avcı ydı. Bir sabah ormanda bir geyiği hevesle takip ediyordu, ansızın şafak vaktinde başladıkları uzun ve zorlu avın ardından dinlenmekte olan Artemis’in perileri Yedi Kız Kardeş’e (Ülker ya da Pleiadlar olarak da bilinirler) rastladı. Güzelliklerine hayran kalan Orion yanlarına yaklaşınca, periler onlara uzanan kollarından korkarak ürkerek ormanın derinliklerine doğru koşuşturdular. Actaeon’un başına gelenleri hatırlamanın bir caydıramadığı avcı uçan perileri takip etti. Tüm hızlarına rağmen avcının kendilerine yaklaştığını gören periler Artemis’ten yardım istediler; derhal yedi beyaz güvercine dönüştürüldüler ve Orion’un şaşkın bakışları arasında göğe yükseldiler. Daha sonra yedi parlak yıldıza dönüşüp sonsuza dek yerleştikleri gökyüzünde bir yıldız kümesi haline geldiler. Düşüncesiz arzuları nedeniyle başına herhangi bir felaket gelmeyen Orion şafak vaktinden günün son ışıklarına k...

Artemis Efsaneleri: Actaeon

Resim
Nerede vahşi geyikler geziniyor ve insan eli değmemiş uçsuz bucaksız ormanlar uzanıyorsa, orada Artemis yorulmak nedir bilmeden av peşinde koşardı. Alevlerle kaplı güneş arabasının ilk ışığı tepelerin üzerine düşer düşmez, kısa tuniğini kuşanır ve altın yayını kaptığı gibi o günün avı için perileriyle birlikte yola çıkardı. Kovalamacanın yorgunluğuyla öğle vakti dağ pınarlarının şırıl şırıl aktığı ve yaprakların bir perde gibi etrafını sardığı tenha bir köşe arardı. Bir gün bakireleriyle birlikte serin suların tadını çıkarıyorken, ağaçların arasından gelen bir çıtırtı işittiler. Sesin geldiği yöne baktıklarında kendilerini izleyen genç bir avcı farkettiler. Bu, şafaktan beri geyiği bir başına takip eden Actaeon ’du. Akarsuya yaklaştıkça cıvıl cıvıl genç kız gülüşmelerini işitmiş ve meraka kapılmıştı. Neşe dolu gülüşlerin kaynağını öğrenmek için görüşünü engelleyen dalları iki yana ayırdı. Artemis ve perilerini fark ettiğinde büyük bir dehşete kapıldı; ancak çalılar arasında gözd...